KARAOVA KÖYÜ TARİHÇESİ

 

            Karaova köyümüz Cumhuriyetin kurulması ile birlikte Kırşehir ilinin Kaman ilçesine bağlı bir köy olarak Kırşehirimizin batısında ilimize (61) Km mesafede yerleşmiştir. Köyümüz esasen1938 yılına kadar köyümüzden geçmekte olan “Manahözü” akarsuyunun  batı yakasında konuşlanmıştır. (köyde ötağaçe olarak bilinen mevkii) 1938 yılında Kırşehirimiz ve civarında meydana gelen şiddetli deprem sonucunda köyde bulunan bütün evler ve müştemilatları kullanılmayacak derecede zarar görmüş, meydana gelen deprem sonrasında köyümüz halkından yaklaşık (14-15) kişi, ilimiz genelinde de (700)’ den fazla hemşerimiz yaşamını yitirmiştir. Bu tarihten sonra köyümüz halen bulunduğu yerde yeniden inşa edilmiş, 1989 yılında Akpınar nahiyesinin ilçe olmasına müteakip bu ilçeye bağlanmıştır.

 

            Karaova köyümüzün hali hazırda hane sayısı (95), köyde ikamet eden nüfus sayısı (600) civarındadır. Başta Kırıkkale ili olmak üzere çevre il ve ilçelere geçmiş yıllarda göçler olmuştur. Köyümüzün Kırşehir ilimize bağlı olmasına karşın göç yoğunluğunda Kırıkkale ili başta gelmektedir. Köyümüzle ilgili dikkat çeken bir husus var ki, Köyümüzden göç eden hemşerilerimizin birçoğu bir süre sonra tekrar köye dönüş yapmaktadır. Bu durumun sebebi halk tarafından değişik şekillerde yorumlanmakta ise de asıl sebebin köyümüz ve köylümüzün çekiciliği, taşı, toprağı ve güzellikleridir. Karaova köyünde resmi daireler olarak; (1) İlköğretim okulu (1.Kademe), (1) Cami, (1) Sağlık evi, (1) Tarım teknisyenliği ile yeni yapılmış olan Köy odası bulunmaktadır. Köyümüzde ayrıca (1991) yılında inşaatına başlanan ve (1998) yılında yapımı tamamlanan ve köyümüzün adını alan Karaova barajı bulunmaktadır. Okuma yazma oranı neredeyse % 95 olmasına rağmen çevre köyler ile kıyaslandığında halkımız tabiriyle “okumuş adam” sayısı maalesef çok azdır. Bu durum köyümüz açısından en çok düşündürücü olan ve üzerinde durulması gereken husus olarak göze çarpmaktadır.

 

            Şimdi üzerinde duracağımız konuya özellikle gençlerimizin daha doğru bir söyleyişle yeni yetme tabir ettiğimiz kesimin dikkatini çekmek ve altını çizmek istiyorum. Köyümüz insanının her ne kadar okumuş olmakta gözü olmadığını, şehre göç edenlerin geri döndüklerini dile getirmiş olsak ta; köyümüzle Karaovamızla övünebileceğimiz yegane husus “insanımızın insan gibi insan” olmasıdır. Bir kere Türk toplumunun temel sorunlarından biri olan çekememezlik köyümüzde yoktur, köylümüzün temel prensibi misafire hürmet, saygı, hoşgörüdür. Yardımseverlik köylümüzün özünde vardır. Tüm bu olması gereken insani vasıfların hemşerilerimizde fazlasıyla olduğunu düşünüyorum. Belki de bazı insanlar yazdıklarımı okuduktan sonra insanımız hakkında abartılı iyi niyet hakim olduğunu düşünebilirler ancak bu konuyu asla abartmadığımdan eminim. Ben 1993 senesinden bu tarafa hemen hemen güzel yurdumuzun tüm bölgelerinde memurluk görevi yaptım ve halende yapmaktayım. Görev yapmış olduğum yerlerdeki edindiğim izlenimler bende şu fikri oluşturmuştur, “Bizim köyün insanı gerçekten insan gibi insan” bunu övünerek ve gurur duyarak rahatlıkla söylüyorum.

Küçük örneklerle bu konuyu biraz açmak istiyorum.

-Başka yerlerde Muhtarlık seçimleri olduğu zaman millet neredeyse birbirini vuracak pozisyona gelir icap ettiğinde hiç düşünmeden vurur, hatta köyün birinde iki kardeşin aday olduğunu, birinin diğerinden bir oy fazla alarak muhtarlığı kazandığını akabinde aynı aileden oluşan insanların birbirlerini acımasızca darp ederek yaraladıklarına şahit oldum.

- Devleti temsil eden küçük bir insan topluluğu olarak devriye görevine çıktığımızda insanların bize (yurdumuzun bazı bölgelerinde) hangi gözle baktıklarını ve bizlere zorluk çıkarmak için hangi yöntemlere başvurduklarını gözlemledim.

-Kendi köyünün çocuklarının okuyacağı bir okulun inşaatından kaytarmak için ellerinden geleni yapan insanları.

-Sadece bir ağacın gölgesinin kendisine ait olduğunu ve başkasının burada gölgelendiğini beyan ederek adam öldürüldüğünü.

-Kümesten tavuk çalarcasına kızların kaçırıldığını.

-Kaza, doğal afet ve benzeri sebepler ile köyde üç beş insan ölmüş ise köydeki aileler arasında bulunan husumetten dolayı cenazelerin ortada kaldığını.

-Üç kuruş fazla kar etmek amacıyla esnafın vatan bekçisi Mehmetçiğe eşek eti sattığını.

 Bunlar gibi sayamayacağım birçok olaya tanık oldum.

Şimdi gelelim gençlerimize genç hemşerilerimize aktarmak – anlatmak istediğim esas konuya. Bizim köyümüzde Muhtarlık için bırakın kavgayı, dövüşü, adam öldürmeyi, rekabet olduğuna dahi şahit olmadım ve duymadım, bizim köyümüzde insanımız insan gibi toplanır konuşur ve bir aday belirleyerek o kişiyi Muhtar tayin ederler seçimler formaliteden öte gitmez. Devletin işi için devleti temsilen köyümüze gelen Jandarmaya yada diğer devlet memurlarına hürmet ve saygı örnek seviyededir. Köyün en yaşlı insanı da olsa mesleğe daha dün başlamış bir memur için ayağa kalkıp yer gösterir, gerekli ikram için etrafındaki gençlere emirler yağdırır ve bunun içinde en ufak bir menfaat gözetmez çünkü ruhunda insanlık ve saygı vardır. Köyümüz için ortaklaşa tertip edilmiş bir faaliyet varsa elinden gelen gayreti gösterir, bilir ki oradan kendisi ve çocukları faydalanacaktır. Üç karış beş karış toprak için savaş ilan etmez hoşgörülüdür konuyu konuşarak insanca çözme yolunu tercih eder. Bizim köyümüzde kız kaçırma olayı olmaz, olmamıştır olmayacağından eminim. Sebep ne olursa olsun vefat eden insanların mezarı başına herkes koşa koşa gelir (küskün – dargın olsa bile) hatta doksanlı yılların başında komşumuz olan Hanyeri köyünde yanlış hatırlamıyorsam (5) kişi trafik kazasında vefat etti ve bizim köylümüz, kar demeden tipi demeden komşu köye giderek acılarını paylaşmış ve o insanların defin işlemlerini bizahati üstlenmiştir. (bu olay ömrüm boyunca unutamayacağım ve köyümüzle gurur duyacağım olaylardan sadece bir tanesidir.)

Sözün özü sevgili genç hemşerilerim, bahsettiğim konular asla küçümsenmeyecek ve yabana atılmayacak köyümüz ve köyümüz insanı ile gurur duyabileceğimiz insani özellikleridir. Bunun için köyümüze, gelenek ve göreneklerimize, değerlerimize sahip çıkalım onları muhafaza edelim, koşullar ne olursa olsun bu güzelliklerimizin bozulmasına asla ve asla müsaade etmeyelim. Bu konuları köyümüzün tarihçe bölümünde dile getirmek belki yakışık almamış olabilir ancak bunları belirtme gereğini duyduğum için yazıya dökme ihtiyacı hissettim. Köyümüze ait internet sitemizi güncel tutmak, bilgileri paylaşmak ve özellikle köyümüzün yeni nesillerine geçmişimizi aktarmak açısından görüş öneri ve köyümüzle ilgili her türlü bilgilerinizi benimle paylaşmanızı önemle rica ediyorum.   SAYGILARIMLA…